Suat vs Vedat (Soğuk Savaş Çocukları) 09

Ortaya Karışık 20 Mayıs 2010
Suat vs Vedat (Soğuk Savaş Çocukları) 09

Suat vs Vedat - Bölüm 09

– Güzeldi aslında, internetteki yorumları hesaba katmazsan, aslında hala keyif veriyor derim ben..

– Tatlım ya bu Jacob kim?

– Mark Pellegrino, hayırdır?

– Onu sormuyorum ben be salak! Hemen bir imalar, bir birşeyler… Ya sen ne kadar salaksın

– Ne kadar?

– Aktörünün kim olduğunu sormuyorum. O kadar da “gay” değilim ben tamam mı?

– Ne kadar “gay”sin sen, Suat?

– En az senin kadar “gay”im canım! Benim ne sorduğumu gayet iyi anladığın halde kendini akıllı sanarak bana laf vurduruyorsun, laf sokuyorsun

– Ama aşkım yani tüm bunları nerden çıkarıyorsun şimdi? Ne zaman laf vurdurdum sana, ne bu şiddet bu celal ayrıca? Ne güzel sevişmişiz, dizimizi indirmişiz, izlemişiz…acıkmışız… Kahvaltı sırasının kimde olduğunu sanırım unutmuşuz…

– Bak yine yaptın! Yine ima ettin!

– Bu sefer ettim, evet! Açım Suat, çirkeflik yapma daha çayı bile koymadın! Aç karna lost yorumu yapılmıyor hadi…

– Allah Allah…Hem lafları sok sok hem de bana çirkef de! Ben ne soruyorum adam ne cevap veriyor!

– Ya sevgilim ama sen, kim dedin ben de adını söyledim ya! Ne bileyim, Behlül’ü beğeniyorsun, Jacob’a da o gözle bakıyorsundur diye düşünmem suç mu şimdi benim?

– Ben Jacob’a o gözle bakmıyorum Vedat! Lost’u , Hanımın Çiftliği izler gibi izlemiyorum ben.. Kafa yoruyorum izlerken, bir kere, dizideki olayları takip ediyorum insanların meme uçlarını değil! Ne kadar pis düşüncelerin var senin ya. Karanlık tarafa geçmişsin sen oğlum! Jhon Locke olmuşsun sen, Jhon Locke ! Block Smoke olmuşsun sen! Beni anlamıyorsun, anlamadan yorum yapıyorsun.

– Sen de Sandra Bullock olmuşsun Suat! Sen de beni anlamıyorsun! Ayrıca lost konusunda yorum yapan herkes anlamdan yorum yapar! Dizi kadar alttaki yorumları da okusan anlayacakasın! Açım diyorum, kahvaltı diyorum.

– Ben yorum okumam Vedat, yorumu yaparım tamam mı!

– Aferin sana o zaman, bir de bana salak diyorsun!

– Sen bana şimdi salak mı diyorsun?

– Kahvaltı diyorum!

– Soruma cevap almadan zırnık vermem sana zırnık!

– Of! Zırnıksa ok! Zırnıklarını çıkarttığına göre çok kararlı olduğun anlamına gelir bu.. Kahvaltıda ne var, “zırnık yok!” .. ne yok demedim, ne var dedim… zırnık, zırnık ne lan Suat?

– ….

– Ulan Jacob sabah sabah bizim de aramıza girdin ya ben ne edeyim artık, tebeşirle üstümümü mü çizeyin ne edeyim…

– Salak..

– Kafanı o tarafa çevirme Suat, güldüğünü gayet iyi biliyorum!

– Ya bak laf sokmazsan bir şey konuşmak istiyorum seninle, ama Lost hakkında!

– Ben de seninle konuşmak istiyorum tatlım ama kahvaltıda!

– Tamam, bak şimdi lost teorisi diye bir şey var bu hayatta değil mi?

– Var aşkım..

– Biz bu diziyi ezelden beri izliyoruz değil mi?

– 6 yıldır…

– Her neyse işte

– Evet!

– Başta böyle söyletiler dolaşmıştı hani, bu adadakiler aslında gerçek hayatta varlarmış diye..

– Evet tatlım, yani bunun kadar çok olası bir durum niye söylenti olmuştu ben de anlamamıştım! Yani her oyuncunun gerçekte dizi dışında bir hayatı vardı, vardır hatta! Ada dışında gayet burunlarını karıştırdıkları, osurdukları, trafik polisine korna çaldıkları, “kahvaltı ettikleri “bir hayatları illaki vardır hani…

– Ya bir dakika dinler misin beni, bir şey anlatıyorum burada?

– Evet.

– Yani öyle hayat değil..

– Nasıl hayat?

– Ya mesela Daniel Roussoe

– Rousseau…

– Gıcıklık yapma!

– Peki.

– Onu diyorum mesela o Jean Dark Russoymuş mesela…

– Jean Jacques Rousseau..

– O muymuş?

– Değilmiş işte.

– Sonra Jhon Locke.. o da gerçek hayatta bir anarşistin adıymış.

– Kuramcı..

– Kuramcı mı?

– Kuramcı tatlım ama bunlar çok eski yaklaşımlar, sonra bunların yerini Faradaylar, kuantumlar ve hatta hidrojen bombaları filan aldı… En sonunda da abı hayata bağladılar işte…

– Ama o zaman senaristler yanlış bence.

– Hahaha.. nerede yanlış mesela?

– Yanlış tabi, bize başta başka başka şeyler düşündürttüler..

– Vallahi düşündürttülerse tebrik edelim önce, zira dizinin düşündürteni makbuldür bence.. ya da kitabın, ya da müziğin… Tatlım insan karbonhidrat, protein ve hatta yanında mis gibi taze demlenmiş tein alınca daha güzel düşünüyormuş biliyor musun? Yani aslında kahvaltı da düşündürten bir şey..

– Saçmalama hayatta herşey düşündürtebilir ona bakarsan.

– Orası öyle, ne düşündüğünün ne önemi var, nasıl veya ne kadar düşündüğün önemli hem…

– Anlamadım ki?

– Boşver..

– Ya bi laf sokup sokup boşver deyip duruyorsun benim cinlerimi tepeme çıkarıyorsun ha!

– Ağzıma bir parmak bal çal bak dilim nasıl tatlı laflar verir sana bir bilsen!

– Tamam az bekle.. Şimdi bu Jacke’in babası vardı ya..Christian, o da mesela adayla bağlantılı mıymış peki gerçek hayatta, adanın dışındaki gerçek hayat yani ?

– Tatlım şimdi hangi gerçek hayattan bahsediyoruz?

– Adadaki gerçek hayattan, losttaki yani!

– Bağlantısızmış canım.

– Nasıl bağlantısızmış, ama Jackle Claire kardeş… Buna ne buyrulur?

– Tatlım sen nasıl izliyorsun Lost’u? Yani kaçıncı sezonu izliyorsun?

– Ya öf! Dizinin sonu geliyor. Yani senaristlerin bize bunları açıklaması lazım. Tunus’taki kutup ayısı iskeletini, Hanso Vakfı’nı, Charlotte’u, Faraday’ın aslında ölmediğini …

– Hahaha.. Ben de severdim keratayı.. en ölmemesi gereken herifti bence ama Faraday öldü hayatım :)

– Ölmedi gerçek hayatta bir müzisyen!

– Hahaha …Paralel hayatta.. Evet bak açıklamışlar aslında..

– Neyi açıklamışlar?

– Sevgilim, ben sana ta en baştan alayım ki kahvaltıya giden süre kısalsın..

– Allah Allah..

– Şimdi bu lost ilk çıktığında, 6 yıl önce memlekette en çok ne konuşuluyordu?

– Ne konuşuluyordu?

– Kuantum Fiziği..

– Kuantum Felsefesi.. fizik başka

– Değil mi ya, bir de öyle bir şey vardı… Kuantum Felsefesi, Secret, evrene pozitif enerji…

– Attırı vıttırı yani sana göre ee?

– Değil aslında… Aslında tüm bu topicler bir önermeye çıkıyordu, holistik bakışa.. Holistik Bakış da çok eskilerden beri insanlığın üzerinde durduğu bir konu, Bhor’lara , Newtonlar’a hatta az daha eşelersen Galilelere kadar yolu var bu konunun.. Ama ülkemizde 6 yıl evvel moda oldu, olsun, en azından it happend …Ama bir yan etki ile birlikte moda oldu. Bu bakış açısı ta dediğim bilim adamlarının yaşadığı çağlardan günümüze hala sorgulanarak geldiği ve gittiği halde, insanların hepsi birden holistik bakış açısı ile olayları değerlendirmeye başladı. O sıralar memlekette de tam olarak AK parti iktidarı baş örtü açılımı filan diyordu.. Kafalar daha bir holistik olsun diye.. Neyse atık baş örtülü birini görünce alien görmüş gibi davranmıyoruz en azından onlar da alien olmadıklarını ifade edebiliyorlar artık, neyse it happend. Baş örtüsü Türk Kadınının Milli Kıyafeti olarak hayatımıza girdi o dönemde hayırlı olsun.

– Lafı yine kendinin anlayacağı hale getirdin yani Vedat..

– Hahaha.. değil aslında.. Lost da o dönemde hayatımıza girdi aşkım. Yazar ve yapımcı kadrosu trend izleyicisi ha bir de taşaklı sayılacak türden bilgi hazinesine sahip adamlarmış ki bu fırsatı değerlendirip fantastik bir dizi attılar önümüze..Holistik hakkında yazılanlar okunanlar secret kapağını açmak olunca iş başka, Alev Alatlı kapağını açınca da daha başka…Hala okumadın sen Şrödinger’in Kedisini..

– Orada Lost’dan mı mi bahsediyor?

– Oku sen..Şimdi bu lostçu yapımcılar da aynı Alev Hanım gibi holistik kafanın aslında ne demek olduğunu gayet bilerek yazılmış, konusu da din mitolarından, dünya tarihinin lezzetli ve gizemli noktalarından alınmış, güzel bir FRP oyunları formatında yazılmış,iyi bir dizi yaptılar.

– FRP ne be?

– Fantasy Role Play…Hani ufakken oynardık ya arkadaşlarımızla.. Ondan yani.. Dizi de en çok aslında bu oyunları ufakken oynayanlara hitap etti. En çok onlar kaçırmadan izlemeye gayret etti zannımca…Oynamayanlar da takıldı peşlerine çığ gibi büyüdü izleyici ahvali. Sonrasında da farklı beklentiler oluşmaya başladı dizi için. Beklentiler her yönden geldi ama… DM’in amacı oyuncuları nereye çekmek?, Kate ile Jacke evlenecek mi?, Jacob seksi mi yoksa değil mi?… gibi

– Laf sokma, pislik yapma!

– Hahaha , Peki! Adamlar güzel dizi yaptılar vesselam.. Arketip kullandılar, çok da klişe arketipler üstelik. Jhon Locke, Rousseau, İyilik, Kötülük..vs ama çok da sevdiğimiz yerlerden geldiler hani, daha bir ısındırdılar diziye hepimizi. Beklentiler değişti demiştim. Kimi senin dediğin gibi gerçek hayata bağlansın istedi herşeyi, güzel bir dizi değil de BBC belgeseli izlemiş gibi olmak istedi. Oysa diziyi ABC yapıyor… Film kanalı yani … Kiminin beklentisi ise maceranın hedefini öğrenmek oldu.. Onlar hala merakta ve keyifte yine zannımca…

– Ee peki sence sonunda ne olcak?

– Tatlım bak birşeyin sonunu düşünmeden izlemek, okumak, yaşamak en güzeli.

– Ama herşeyin bir sonu var değil mi?

– Belki yoktur aşkım, kim bilir… Bak ben açlıktan öleceğim sanıyordum ölmedim mesela, ve hala kahvaltı hazırlama sırası sende..

– Gelip geçip ekmek arası domates peyniri bastın gırtlağına diziyi izlerden Vedat! Yok sana kahvaltı mahvaltı, öğlen oldu üstelik ne kahvaltısı, öğle yemeği sırası da sende ayrıca! Şuna bak bütün yatak ekmek kırıntısı!…. Salak !

 
Etiketler: , , , , ,
 

Beğendiyseniz daha fazlası var

Söyleyecekleriniz mi var? Buyrun...

 
İçimdeki Ayı - Yazarlık Başvurusu

İçindeki Ayıya Kulak Verenler

  • Madamlulubel : Ben kaş, smiley ve burun piercingi kullandım. Şuan sadece kaş piercingi...
  • Kötü Kedi Şero : keyifli bi etkinlikti... sıcak samimi ve içten bi sohbetti... katılan h...
  • Göksel K. : Valla bu kapaktaki adamla sevişmek için her şeyimi veririm....
  • İçimdeki Ayı : Fariz Merhaba, Heteroseksüellik neden oluşur, esas nedeni nedir?...
  • Fariz : iyi gunler sorum şu: eşcinsellik neden oluşur,bunun esas nedeni ne, ...