Suat vs Vedat (Soğuk Savaş Çocukları) 08

Ortaya Karışık 10 Mayıs 2010
Suat vs Vedat (Soğuk Savaş Çocukları) 08

– Tatlım sana bir soru sorabilir miyim?

– Sor güzelim

– İlk mastürbasyonunu yaparken neye bakıyordun?

– ..?

– Ya bakma öyle suratıma birşey sordum ama…Bana bakmıyordun herhalde değil mi?
– ..? Niye lazım ki sana bu sorunun cevabı?
– Ya ergenlik dönemindeki profillerimizi çıkarmaya çalışıyorum.. Bak bir teoriye göre ergenlik döneminde edindiğimiz seks kültürü bizlerin şu anki yaşamları üzerinde doğrudan ilgiliymiş. O zamanki seks uyaranlarımız bugünkü eş seçimlerimizde birinci derecede rol oynuyormuş. Dolayısıyla senin attırırkenki gördüklerinle benim aramda bir bağ olması gerek. Yani aslında sen beni kafanda çook uzun zamandan beri şekillendiriyorsun bu teoriye göre. Ben de senin dünyandaki parçalarımı bulmaya çalışıyorum bu sayede..Ben sana zevk veren şeylerin bileşkesiyim günün sonunda..anladın mı?

– Oha ama Suat! Öküzün altında buzağı aramanın da bir sınırı vardır ama yani.
– Ya öf basit bir soru sordum hemen hayvan belgeseline çevirdin işi ya. Ne var söylesen, ne olur yani ne var desen şuna bakıyordum diye..Önemsediğim birşey bu benim

– Bilmiyorum Suat, hatırlamıyorum. Kamışıma bakıyorumdur kesin.
– Kamış mı.. ıyy, ne kıroca, penis de bari kamışmış. kamış ne be…

– Tatlım şu yazıyı bitirmem lazım, rica ederim sen dizini seyret.

– Ya kamış olmaz.
– Tamam penis olsun.. Suat lütfen aşkım yazıyı bitirmem gerek

– Ya penis de olmaz. Ya benimle ilgilenir misin, bırakır mısın şu yazıyı, birşey konuşuyorum ben burda, neyim ben, başçavuşun eşeği miyim, neyim.. niye kaile alınmıyorum…?

– Peki Suatcım tamam seni dinliyorum..

– Ya çok basit bir soru bu, ilk mastürbasyonunu yaparken neye bakıyordun?

– E söyledim ama..

– Ya insan yaparken penisine bakar mı be?!

– …? Neye bakar ki?

– Ya bir porno film olur, porno fotoğraf olur, porno mecmua olur, por..

– Tamam Suat anladım ben seni..Porno tiryakisi sevgilim.. Sen mastürbasyon yapmaya iten nedeni soruyorsun.Dur bir düşüneyim… hmmm.. Hugo

– HUGO MU?

– Evet Hugo!

– Bizim Hugo mu? Ay hayır.. Ay ciddi misin sen, ay inanamıyorum?

– Ne oluyor yahu..
– Ne mi oluyor, ne mi oluyor? Kurabiye Canavarı deseydin bari oha! aa Vedat sen sapıksıın, a-aaa iğreeenç..Senin alt benliğin var ya korkunç oğlum..Hugo ha? Nesine attırıyordun sen onun be, ay öğğk! Ay midem kalktı.. Ay o zavallım şimdi nereye çuf çufluyoruz derken ay senin kafandan neler geçiyordu demek ki a-aaa…

– Suat..Suat aşkım kendine gel. O Hugo değil..

– Nasıl o Hugo değil be, kaç Hugo tanıyorsun ki sen.. Ay o sunucuya küfür eden Adanalı çocuk sendin değil mi, ay tabi ya, aaa

– Suatcım yine kontrolden çıktın sen.. O Hugo değil diyorum. O Hugo’yu ben hiç izlemedim desem yalan olmaz ayrıca. Benim dediğim Hugo başka.. Tutti Fruitti’deki Hugo benim dediğim..Monique vardı hani yardımcısı, o Hugo…

– Nasıl yani ya?

– Aynen öyle işte.. Çin çin çinn çinn vardı ya hani, o Hugo.

– O adamın adı Hugo muydu?

– Yaa

– Ay bu daha beter birşey aslında ama.. … Hugo’ydu doğru, ay ne salak birşeydi o be.. Ay ben şimdi Tutti Fruitti’nin kuru ekmek suratlı adamı ile mi özdeşleşiyorum…

– Vallahi aşkım sen o teoriyi nereden okudun bilmiyorum ama benim ergenlik dönemimin tek uyaranı Hugo değildi.. O zamanlar memlekette Erbakan sendromu vardı bak hiç unutmam.

– Erbakan mı? Recep Tayyip Erbakan mı?
– Hahaha.. Hayır Necmettin Erbakan.

– Aman neyse işte . Ay Necmettin Erbakan’a bakarak .. Ay öğğk! Vedat korkmaya başladım. Kendimi Frankestein gibi hissediyorum gerçekten! Ne tür parçalardan oluşturdun sen beni böyle…Ay korkunç bir diğamın var senin.. Beni oluşturan parçaların bunlar mı senin? Aaaa ay dayanmam çok zor benim buna

– Hahaha.. Hayır aşkım öyle değil. Bak şimdi. Benim ergenlik dönemim tam olarak 1993 sonrasını kapsar.

– OHA hayvan küçül de cebime gir. 93’de senin malafat çoktan milli olmuştur bir defa..
– Haklısın tabi. Ama işte ben biraz geç geliyorum bilirsin. Bluğ çağında kafamda daha çok örümcek adamlar, X men’ler vardı benim. Küçük Vedat’ı gün ışığına lisenin sonlarına doğru çıkarttım ben de..

– Ay o da başka birşeymiş ama ee.. Erbakan diyordun.. ayy.. hala iğrenmekteyim yalnız senden

– Hahaha .. Yok lan Erbakan’la münasebetim o şekilde değil..

– Ay ne şekilde Vedat, lütfen çabuk açıkla çok fena oldum ben

– Bak şimdi, benim attırmaya başladığım zamanlar 1993 sonu 1994 başı filandı. Ben ergenliğe girerken ülke de krize girmişti o zamanlar… Döviz politikası, devalüasyon, kafaların baya karıştığı bir dönemdi yani. E devrin hükümeti medya gücünü kullanmayı da yeni keşfetmişti. Çiller – Yılmaz koalisyonundan oluşan hükümet televizyonlardan dayadı bize seks filmlerini, seks kanallarını. Eh ülke insanı da döviz akışı, imkb düşünmek yerine daha önce televizyonda görmediği şeylere daldırdı kafayı…Uyuşturdu kendini öyle diyim sana..Tele On yeni açılmıştı mesela. RTL’yi çekiyordu televizyonlar, RTL’deki gece yarısı filmlerine de atıırmışlığım çok benim örneğin.. Özel televizyonlar gece oldu mu kırmızı noktalı filmler yayınlar oldu sonradan. Hiç unutmam Ornella Muti’nin Kırmızı Pazartesi filmini vermişti o zamanki adıyla Magic Box. Oradaki Anthony Delon baya bir ıslatmıştır donumu ne yalan söyleyeyim..

– Hmmm.. Anthony Delon .. bunu yazayım ben ..ee?

– Eesi, geceler uzuyor, kırıcıları ile pamuk eller çavuşları tokatlıyordu. Bittabi gündemde seks vardı, ülke politikası da gündem altından iş görüyordu. Memleketin durumundan bana ne, ben mis gibi ergen olmuşumi bir ergen için çok bereketli zamanlardı onlar…

– AY ERBAKAN!?

– Anlatıyorum aşkım.. REFAH PARTİSİ o dönemde, 95 seçimleriydi yanlış hatırlamıyorsam, 158 milletvekili ile birinci parti oldu. DYP-ANAP koalisyonu başarılı olamadı malesef..Sonra karşımıza REFAHYOL koalisyonu çıktı ki bu da Erbakan’ın Başbakan olması demek oluyordu..

– Ay bunun senin ergenliğinle ilgisi ne?

– Şu; Erbakan imaj olarak pek o kadar sekse açık bir adam değildi, bilirsin. Biz halk olarak, özellikle her gece demiri sıvazlayan ergen halk olarak biraz gerildik. “Erbakan başa geçti, kesin tele on kapatılacak, artık RTL’yi çekmez olacak antenler.. Cine 5 zaten şifreliydi, o hepten kitlenir artık …” diye psikolojik baskı altına girdik hepimiz. O yüzden bu dediklerim kapanmadan ne kadar çok attırırsak kardır diyerek baya bi asıldık .. Artık Tele On’daki Aydemir Akbaş filmlerinden tut da , Tutti Fruitti’deki soyunan adamlara kadar ne bulduysak fıçı fıçı…

– Ay iyi bari.. Aman birden öyle deyince yüreğim ağzıma geldi…

– Şimdi senin teorine dönecek olursak, eğer sen benim ergenlik dönemi seçkilerimin bugüne yansıması olduğunu düşünüyyorsan…

– Ay hayır! Ay yooo

– Gel lan buraya.. Anılarım depreşti

– Bırak beni Vedat, çekme kolumu, ben senin gözünde bir yama işiyim demek ki.. Çıkarma .. ay dur bi.. Frankestein’ım ben senin gözünde, ay elm sokağı kabusu gibi ..

– Aynen öyle..bir kii Frediiee geldi.. üç döört beeş, Suat’a yerleeeş..

– Ay iğrençsin Vedat..Ayh!.. lan dur..

– Duramam.. nereye çuf çufluyoruz …

– Manyak

 
Etiketler: , , , , , , , ,
 

Beğendiyseniz daha fazlası var

5 Yorum Yapılmış

  1. x-coach [10 Mayıs 2010 - 09:56]

    :)

    çok eğlenceli bir yazı olmuş.

  2. İçimdeki Ayı [10 Mayıs 2010 - 11:53]

    Hugo sunucusu “tolga abi” ye küfreden adanalı çocuk kısmına özellikle baya güldüm gece gece bende :)

    Az aramamıştım Hugoyu, hatta kazanmıştım telefondaki oyunundan oyuncağını ama göndermemişlerdi bana :( Gelen tekşey telefon faturası olmuştu.

  3. FikriCutter [10 Mayıs 2010 - 12:45]

    9 yüzlü hat aramadıysan Hugo çok masum bir girişim İçimdeki Ayı, oyuncak konusunda, evet gereksiz bir tasarrufu vardı o yapımcıların

  4. İçimdeki Ayı [10 Mayıs 2010 - 23:35]

    İşte benim hediye sanırım gözlerine batmıştı ki göndermediler. O aralar telefonda sorulan sorulara verilen cevaplarla kazanılan bir oyuncak idi bu.

    Neyse artıkın önümüze bakıp telefondan ayıcık kazanma şansımız olursa onu deneyecegiz.

    Haribo altın ayıcık kazanmıştım ama ne oldu unuttum, bilinçsiz bir zaman diliminde hediye mi verdim acaba birine :( Herşeyi paylaşabilirim ama ayılarımı asla!

  5. sarp tekin [25 Şubat 2011 - 20:19]

    Ayılar :) ilk, hey sen ne hoş bir ayısın diyene aynaya baksana ayı demiştim. görsel olarak ayılıktan ziyade kusursuz bir beden işlenmiş güzellik anlayışımız. bir heykel gibi düz ve sert hatlı, unutuyordum bir de diri. Farklılık veya marjinal olmamıdır veya cidden bir tepkimidir heykelsel bedene bilmiyorum, göbekli ve yuvarlak hatlı sevmek yoksa içimizdeki ana tanrıçaya (KİBELE) olan ilgimizmi dir. Yuvarlak hat kadına özgüdür aslında.. hep sordum ayı severlere neden iri yarı tombik seviyorsunuz diye hiç biri doyurucu cevap veremedi.
    ama ben buldum. babacan, mutlu ve sevecendir iri tombik olan. sinirli sevmediğimiz babamızı temsil etmez, asıl kafamızda kurdugumuz mutlu sevimli şeker tiptir baba hayali. ve onun sevgisine ihtiyaç duyarız. onu severiz bu sevgi bir süre sonra paylaşılmalıdır şişman olan biriyle. paylaşım genelde seks olur. çünkü ortak bır nokta yoktur aranızda, babanız degildir, akrabanız degildir, sevgi paylaşılmalıdır onla. o sekstir. ortak paylaşım noktası. bear seven kişi aslında fit ve genç seven kadar poligami değildir. çünkü paylaşmayı sevmez babacan sevgilisini kıskanır onun sevgısını.

Söyleyecekleriniz mi var? Buyrun...

 
İçimdeki Ayı - Yazarlık Başvurusu

İçindeki Ayıya Kulak Verenler

  • Madamlulubel : Ben kaş, smiley ve burun piercingi kullandım. Şuan sadece kaş piercingi...
  • Kötü Kedi Şero : keyifli bi etkinlikti... sıcak samimi ve içten bi sohbetti... katılan h...
  • Göksel K. : Valla bu kapaktaki adamla sevişmek için her şeyimi veririm....
  • İçimdeki Ayı : Fariz Merhaba, Heteroseksüellik neden oluşur, esas nedeni nedir?...
  • Fariz : iyi gunler sorum şu: eşcinsellik neden oluşur,bunun esas nedeni ne, ...