Etme Bulma Sanatıdır, Hayat…

Ortaya Karışık 17 Kasım 2011
Etme Bulma Sanatıdır, Hayat...

Etme Bulma Sanatıdır, Hayat

Yaşadığımız hayatın geleceğimizi esir almasına izin vermeden yaşatmak gerek hayatı. Anlık ve fevri davranışlarımızın, zevklerimizin veya bana dokunmayan bin yaşasın mantığıyla yaptığımız ben merkezli, bilinçli veya bilinçsiz eylemlerimizin gelecekteki yansıması nasıl olacaktır diye düşünmemiz gerekir. Aksi halde, kişinin kendini, ardı bilinmez bir bitkisel hayata – ki biz buna Ugandaca’da “ot gibi” yaşamak diyoruz – hazırlaması gerekir. Özür diliyorum! Ilımlı olmayı bırakıp, dost acı söyler gerçeğini de arkama alıp; arkadaşınız, kardeşiniz, ağabeyiniz olarak bir önceki cümlenin yüklemini “gerekir” şeklinde değil, daha bold karakterlerle “GEREKECEKTİR!” şeklinde kesin bir hükme bağlamayı vicdani bir yükümlülük bilirim.

Yukarıda yazdığım ve sanki yazardan başka anlayanın çıkmayacağı gibi görünen, benim açımdan gayet anlamlı, anlamayana göre son derece anlamsız olan bu paragrafı, daha anlaşılabilir bir şekle büründürmek için; bizlere lisede öğretilen, doğru bildiğimiz yanlışların en uyuzlarından olan: giriş-gelişme-sonuç üçlemesinin gelişme kısmında açıklayacağım.

ayı pençesi,dövme,bear paw, tatoo

fotoğraf : Carlos Escolastico

Gelişme.

Çevremde bir çok kişi biliyorum, vücudunun herhangi bir yerine yaptırmış. Bir çoğunu kıskandığımı onlara açıkça söylerim, sizlere de belirtiyorum işte: bazı arkadaşlarımın dövmelerini kıskanıyorum. Kıskançlığımı kibirsiz bir şekilde sunduğum bu arkadaşların ortak tepkisi hep şöyle oluyor:

– abi sen de yap.

++ çok isterim ama daha değil.

– neden abi?

++ arkadaşım, yaptırdığın dövme harbiden çok hoş, lakin o dövme sen 30 yaşına geldiğinde anlamını yitirecek. Ben öyle bir dövme yaptırmalıyım ki, 50 yaşıma geldiğimde bile çekinmede açıp göstermeliyim.

– nasıl yani?

++ kolundaki “Scarface” dövmesini 50 yaşına geldiğinde çekinmeden taşıyabileceksen sorun yok.

– hıı?

++ oğlum sen eşek misin laf anlamıyon! Pençe diyom, pençe! Omzuna pençesi yaptıraydın!

++ “scarface” aşkın 10 yıla kalmaz biter, Al Pacino devri çoktan kapandı, artık Polat var (!) ama benim içimdeki ayı ben ölünceye kadar benimle… Pençe diyorum, pençe! Ayı pençesi, omzuma :)

Gelişme bölümünün ilk kısmı bitmiştir. Artık biraz ciddiyet…

Canım arkadaşlarım, bu yazıyı asıl yazma nedenim şudur: ben, uzun bir süredir bir yerde – neresi oluğu mühim değil – her türden insanın takıldığı bu yerde, özellikle eşcinsellerin takıldığı bu yerde; kimilerinin arkadaş edinmeye çalıştığı, gizli arkadaşların (ben gibi) olur da biri gelir sohbet eder diye beklediği ve işin artık “piçi” olmuş dediğim bazı şahısların ise için bulunduğu bu yerde, uzun uzun gözlemler yaptım. Ve enteresan şeylerle karşılaştım. Onlardan bir tanesini izin verirseniz size dilimin döndüğünce aktarayım.

Benim gidip mal mal etrafı izlediğim bu yerde, özellikle içimi acıtan bir şey var: ileri yaştaki eşcinsellerin çaresizliği. Aynı beş kişi, ben ne zaman gidersem gideyim, onlar hep oradaydılar. İçlerinden birini çekip, durumu size açıklamaya çalışmak istiyorum. Bey amca oturuyor, etrafı izliyor, gelen geçene bakıyor, kendisine bakanlara zaman zaman mahçup zaman zaman ise cesaretle gülümsüyor. Bazen, bir tanıdık çıkar korkusuyla, hiç istifini bozmadan, diğerleri gibi, diğer yaşıtları gibi davranıyor: gazete okuyor mesela. Ama çoğu zaman bekliyor. Aradığını bulmayı, aradığı kişinin kendisine gelmesini veya aradığı kişiye bizzat kendisinin gidebilmesini bekliyor. Bekliyor. Sonra kalkıp dolanmaya başlıyor. Lavaboyu ziyaret ediyor sık sık. Mekanın içinde gidip geliyor, mekandan çıkıyor. Bu sefer yandaki mekana giriyor. Malumunuz kalabalık mekanlar baskı altında yaşatılan eşcinsellerin tek kaçış noktası. Amca bu yeni mekanı da tavaf ediyor. Sonuç yine aynı, hüsran.

Bu ikinci mekanda da aradığını bulamayan bey amcanın omuzları düşüyor. Artık eller cepte.

Ama bey amcam yılmıyor, hemen yakınlardaki bir parka gidiyor. Eşcinsellerin sıklıkla ziyaret ettiği bu parkta dolanmaya başlıyor. Eller cepte, omuzlar düşmüş.

Zaman zaman birkaç kişi ile bakışları kesişiyor. İçinde bir şey kıpırdıyor bey amcamın lakin bu kesişmeler kesiştiği yerde kalıyor çünkü bankta oturmuş şahsiyet bey amcaya acıyor. Acınacak halde olan kendisi olduğundan bihaber bir şekilde acınacak bir yüz ifadesiyle acıyor hem de! Bey amca alışık.

Gençlerden hoşlanıyor ama gençler ondan hoşlanmıyor. Aslında tam olarak hoşlanmamak demeyelim. Hoşlanırlar hoşlanmasına lakin bey amcamın kıyafeti uygun değil (!). Benim güzel ülkemin güzel insanı, karısının ördüğü mavi yeleği oduncu gömleğinin üzerinde geçirdiği için uygun değil onlara, kibir abideleri italyanca giyinenleri seviyor…

Bey amca yorgun. İlk mekana dönüyor tekrar. İfadesiz bir surat yüzüne yapışmış, halbuki gülmek ne de çok yakışıyor kendisine, bir bilse, ahh bir bilse. Veya birileri görebilse. Bey amca metanetli.

Son 5 saatini bu şekilde geçirdikten sonra bir şeylerin gerçekleşmeyeceğini anlayan bey amcam, gitmeye karar veriyor. Hava kararmış. Yarın yine aynı filmi çekecek. Bu gün yine aynı filmi yaşıyor.

Eve gidiyor, eşi yemeği hazırlamış. Evde ikisi tek kalmış. Çoluk çocuk hepsi evli barklı kendi yuvalarında, kendi dünyalarında. Bir tek eşi kalmış yanında. Sayısız zorluğa beraber göğüs gerdiği eşi. Anadolunun  bu mümbit kadını her şeyden habersiz. Dört duvar arasında bir dünyası var. 25 yıldır İstanbul’da yaşıyor ama Büyük Ada’yı görmemiş. Hayatı Tv dizilerinden yaşıyor. Eşinin durumunda da habersiz. Bildiği tek bir şey var ki: bir şeyler zevksiz…

Aynadaki Kendine Bakmak

Biri evde dört duvar arasında hapsolmuş, diğeri özgür lakin iki mekan bir park arasına hapsolmuş…

……..

Aslına bakarsanız olayı çok yüzeysel anlattım. İnanın durum daha da karışık. Uzun zamandır aynı şahsı, aynı şahısları gözlemliyorum ve çoğu zaman kalemim tıkanıyor, yazamıyorum.

Sonuç.

Kaç yaşında olduğunun bir önemi yok, dış görünüşünün bir önemi yok. Neyden zevk aldığını sorgulamıyorum. Gençsin ve yaşıtlarından hoşlanıyorsun. Sonsuz saygı duyuyorum. Haklısın hem de. Herkes özgür. Kimse sorgulamıyor. Lakin bunu öyle bir yaşa ki; etme bulma sanatı dediğimiz bu dünya, ettiklerinle bulmasın seni. Alnına bencildir! yazdıracağına yüreğine hoşgörülüdür! dövmesi yaptır. Sanma ki 24 yaşına demir attın! Biryantinli saçların beyazlar, fit vücudun bozulur… Yok arkadaş bana bir şey olmaz dersen de amenna. Seni sana yazacak halim yok, zaten yazdıklarım senin gibi olmayanlara… Halden anlayanlara…

İmza Bey Amca.

** Tartışmaya açık bir yazı. Eleştirilere açığız. Görüşlerinizi Bey Amca’ya iletirim…

Sevgi ve saygılarımla

Abiniz, kardeşiniz, arkadaşınız…

_Ordinaryman.

 
Etiketler: , , , , , , ,
 

Beğendiyseniz daha fazlası var

2 Yorum Yapılmış

  1. hakan [17 Kasım 2011 - 15:00]

    merhaba
    bende 40 lı yaşlarına gelmiş biri olarak bey amcayı çok iyi anlıyorum ne yazık ki sadece dış görünüşe önem verenler bir gün sende o yaşa geldiğinde senin şu anda yaşındakilerde sana bu şekilde yaklaşacaklar .. ama ben şanslıyım kendi yaşıtlarımdan hoşlanıyorum.. çünkü sevgi kelimesinin anlamını layıkıyla veriyorlar.. çıkar olmadan saygı çerçevesinde… bey amcanın dudaklarından öptüm iletirsen sevinirim.

  2. Ordinaryman [25 Kasım 2011 - 22:11]

    Bey amca hep aynı yerde. Bey amcanın dudaklarından öpmenize gerek yok, elinden tutsanız yeter… Kendisiyle bir bağlantım yok, lakin hissedecektir…
    Bey amca benden 30 yaş daha büyük olduğu halde onu anlamaktan ziyade onun yaşadıklarını hissetmeye çalıştım. Anlamak yetmiyor, kişi anladığı zaman değil hissettiği zaman karşısındakine yardımcı olur. Bu yazı ilişkilerde bakış açılarının önemini vurgulamak için yazıldı.
    Umarım okuyucu bu bilince ortak olur.
    Sevgi ve saygılarımla.
    _Ordinaryman.

Söyleyecekleriniz mi var? Buyrun...

 
İçimdeki Ayı - Yazarlık Başvurusu

İçindeki Ayıya Kulak Verenler

  • Madamlulubel : Ben kaş, smiley ve burun piercingi kullandım. Şuan sadece kaş piercingi...
  • Kötü Kedi Şero : keyifli bi etkinlikti... sıcak samimi ve içten bi sohbetti... katılan h...
  • Göksel K. : Valla bu kapaktaki adamla sevişmek için her şeyimi veririm....
  • İçimdeki Ayı : Fariz Merhaba, Heteroseksüellik neden oluşur, esas nedeni nedir?...
  • Fariz : iyi gunler sorum şu: eşcinsellik neden oluşur,bunun esas nedeni ne, ...