Eşcinsel Olmanın Ağırlığı : Ağır Ablalar

Sinema & Film 3 Şubat 2013
Eşcinsel Olmanın Ağırlığı : Ağır Ablalar

Ağır Ablalar 17-24 Ocak 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş olan 2. kapsamında izleyici ile buluşan filmlerden birisi de 2012 yapımı () idi. Yönetmenliğini Axel Ranisch’in yapmış olduğu filmin başlarda özellikle ayı ve ayıseverlerin dikkatini çekeceğini düşünüyor olsakta, malesef ki bu düşüncemizde yanıldığımızı farketmemiz çok uzun sürmedi. Bir şekilde dikkatlerden kaçan bu filmle ilgili Bianet üzerinde tarafından yayınlanmış olan yazıyı hemen alt kısımdan okuyabilirsiniz.

50 yaş civarındaki bir erkeğin demanslı annesiyle aynı evi, hatta yatağı paylaşıp cinselliğini yaşayamaması ne acı, değil mi?

Fakat kader ağlarını örerken kahramanımız Sven’in başına beklenmedik olaylar gelince ortalığın karışması kaçınılmaz olur.

Birbirinden başarılı oyuncuların trajikomik anekdotlar örgüsüne katkıları “küçük” ama etkili yapım Ağır Ablalar’ın samimiyetini epey artırmış.

Genç Almanyalı yönetmen Axel Ranich’in birçok festivalde ödüllere layık görülen filmi 2. KuirFest kapsamında 21 Ocak Pazartesi akşamı saat 19’da Kızılay Büyülü Fener Sinemasında gösterilecek.

Etkinliğe evsahipliği yapan mekânlardan Goethe Institut Ankara başarılı organizasyona ağırlığını koydu.

Ağır Ablalar

Yıllarca sıkı bir disiplin içinde çalıştığı belli olan annesi Edeltraut’un işe gitmek üzere her sabah aynı saatte yataktan fırlamasına engel olamayan Sven’i görürüz ilk etapta; demanslı ama gayet enerjik annenin peşinden koşarak onu sakinleştirmek üzere “Bugün tatil günü, işe gitmene gerek yok” diye telkinde bulunmakta, zor uyanan bir banka memuru olarak da bu durumu bir çalar saat olarak değerlendirmektedir.

Gündüzleri, artık çok kısa bir hafızaya sahip olan Edeltraut’a bakmakla yükümlü olan bakıcı Daniel’i mesleğini icra ederken seyretmek insanda derin şefkat ve saygı duyguları uyandırıyor.

Bu durum hassas, çekingen ve şişman Sven’in de ilgisini çekmiş olmalı ki annesini yıkayan Daniel’i banyonun anahtar deliğinden dikizlerken yakalarız onu; bir süre sonra evli ve bir çocuk babası olan bakıcıya duyduğu çekimi utana sıkıla dışa vurur.

Daniel’in bu taraklarda bezi yok gibi görünür ilk başta, Sven’e tepki verir ama mutsuz evliliği onu kısa zamanda eşcinsel bir ilişkiye sürükleyecektir. Ne yazık ki kahramanlarımız bu durumun faturasını, her biri farklı biçimlerde olsa da, ağır ödeyeceklerdir.

Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls
Ağır Ablalar - Dicke Mädchen - Heavy Girls

 

Ağır Yönetmen

1983 Berlin doğumlu yönetmen başrol oyuncuları gibi kilolu ve kendisine de “abla” demekten çekinmiyor. Çok kısık bir bütçe, bir Mini-DV kamerayla emprovize edilmiş birçok sahne ve iki sayfalık bir senaryoyla kotarılmış bu sevimli yapım daha önce 8 kısa metrajlı çekmiş olan Axel’ın mizah duygusunu başarıyla yansıtıyor.

Mahkûmlar, akıl sağlığı problemleri olan çocuklar, doktorlar, Lichtenberg ve Kreuzberg’deki öğrencilerle çalışmış olan duygusal sinemacı, ırkçılık karşıtı seminerlere de katılmış; Ağır Ablalar genç yaşına rağmen Axel’ın eriştiği olgunluğu ve insancıl yaklaşımını incelikle yansıtıyor.

Özellikle anneyi oynayan Ruth Bickelhaupt, senaryoya katkıda bulunan Heiko Pinkowski (Sven) ve Peter Trabner (Daniel) bizi bir belgesel seyrediyormuşçasına inandırıyor; daracık dairede Strauss valsleri yaptıkları kıyafet balosu, Sven’in Ravel’in Bolero’su eşliğindeki çıplak solosu, göl kıyısında iki erkeğin çocukça cilveleşmesi ve iddiasız vücutlarını yine hoyratça teşhir ettikleri, Borat’la Azamat’ın kavgasını hatırlatan boğuşmaları insanda derin izler bırakıyor.

Murat TÜRKER [kaynak ve yazının devamı]

 
Etiketler: , , , , , , ,
 

Beğendiyseniz daha fazlası var

Söyleyecekleriniz mi var? Buyrun...

 
İçimdeki Ayı - Yazarlık Başvurusu

İçindeki Ayıya Kulak Verenler

  • Madamlulubel : Ben kaş, smiley ve burun piercingi kullandım. Şuan sadece kaş piercingi...
  • Kötü Kedi Şero : keyifli bi etkinlikti... sıcak samimi ve içten bi sohbetti... katılan h...
  • Göksel K. : Valla bu kapaktaki adamla sevişmek için her şeyimi veririm....
  • İçimdeki Ayı : Fariz Merhaba, Heteroseksüellik neden oluşur, esas nedeni nedir?...
  • Fariz : iyi gunler sorum şu: eşcinsellik neden oluşur,bunun esas nedeni ne, ...